2007 Genel seçimlerinde MHP Trabzon Milletvekili adayı olan ancak seçilemeyen Prof.Dr. A.Azmi YETİM'den gündem üzerine açıklamalar. Azmi Yetim yaptığı açıklamada:
-Berkant Parlak
“BU SALDIRILAR TÜRKİYE’YEDİR VE ÇOK VAHİMDİR”
"Gazi üniversitesi beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğretim görevlisi Prof.Dr. Azmi Yetim Hatay’ın İskenderun ilçesinde askeri birliğe düzenlenen saldırıda şehit düşen askerler ve “Rotamız Filistin yükümüz insani yardım”Kampanyası kapsamında Kıbrıs ın güneyinden Gazze,’ye doğru giden yardım gemilerine, İsrail askerleri tarafından yapılan hain saldırılar sonucu çarpıcı açıklamada bulundu.
Prof.Dr. Azmi Yetim yapmış olduğu açıklamada bir gecede iki ayrı acı yaşadık, bir tanesi iskenderunda askerlerimize yönelik gerçekleşen saldırı ve 6,şehit diğeri ise İsrail askerleri tarafından Gazze’ye yardım götüren yardım gemisine yapmış olduğu hince saldırı. Her iki saldırıda yüreğimiz parçalandı. Yaşanan vahim olaylardan sonra iskenderunda vermiş olduğumuz 6 şehit önemsiz olarak gündemde yer almazken, İsrail askerleri tarafından yardım gemisine düzenlenen saldırı ön plana çıkarılarak şehit üşen askerlerimiz gölgede bırakıldığını belirtti.
Prof.Dr. Azmi Yetim sıcak gündemle ilgili çarpıcı açıklamalarına şu şekilde devam etti.”Türkiye pazartesi gece yarısından sonra yaşanan iki hain saldırıyla sarsılmış ve büyük bir şok yaşamıştır.
İki saldırıyla diyorum, çünkü saldırılardan biri diğerinin gölgesinde bırakılmıştır. Hatay’ın İskenderun ilçesindeki Deniz Üs Komutanlığına PKK’nın yaptığı alçakça saldırı sonucu şehit düşen 6 askerimiz ve yaralananların hiçbir haber değeri yokmuş gibi kabul edilmesi, Açılmalar ve onlara destek verenlerin bilmem varsa vicdanlarını sızlattı mı? Bize göre bu olay çok vahim ve derinden düşündürmesi gereken, ülkeyi yönetenleri düştükleri acz ve gafletten uyandırması gereken bir konudur. Açılım dediniz, PKK’lıları çadır mahkemeyle yurda törenle getirdiniz, arkasından onlarca şehit, PKK Giresun’da, Samsunda ve İskenderun’da. Son bir ayda 34 şehit. Siz açılıma devam edin!
İkincisi ise terörist bir devlet olan İsrail askerlerinin Gazze’ye yardım götüren Türk bayraklı sivil Türk gemisine saldırarak birçok vatandaşımızı katledip birçoğunu yaralayıp esir alması olayıdır.
İsrail’in Türk bayrağı taşıyan yardım gemilerine uluslar arası sularda müdahale etmesi, insanlık dışı, düşmanca bir saldırıdır ve vahşettir. Aynı zamanda uluslar arası hukuka aykırıdır ve İsrail’in her zaman kural tanımaması ile, terörist, katliamcı ruh haliyle yaptığı bir saldırıdır. Buna kimsenin itirazı yok zaten. İsrail bunu hep yapıyor ve her zamanda yanına kar kalıyor. Yine öyle olacak! Peki, İsrail bu cesareti nereden alıyor dersiniz? Kendi varlığı ve gücüyle böyle davranabilir mi? Tabi ki hayır. İsrail bu gücü ABD ve AB’liğinden alıyor. Bu insanlık dışı katliam karşısında bu ülkelerden ve özellikle Arap ülkelerinden gelen tepki ne oldu acaba?
Türk Milleti hafızasını yoklayıp birkaç yıl geriye gittiğinde bu hükümetin 1 Mart tezkeresini söz verdiği halde Meclisten geçiremediği için “Türk askerinin başına çuval geçirilmesi” olayını kolayca hatırlar. Çünkü Türk tarihinde yaşanan vahim bir ilkti. Şimdi de “one minute” kavgasından sonra İsrail’ in bu akıl almaz, insanlık dışı vahşeti yaşanmıştır. Bu olaylar durup dururken yaşanmamıştır. İsrail’in nasıl bir Devlet olduğunu ve neler yapabileceğini tüm Dünya bilmekte iken, Türkiye’nin Türk bayrağı taşıyan gemilerini savunmasız, bu terörist devletin kucağına bile bile atması manidardır. Burada, uluslar arası ilişkileri ve krizleri doğru yönetemeyen hükümetin hiç mi suçu yoktur? Hükümet ülkede akan kanı durdurmak için gerekli tedbirleri almaktan bilerek ya da bilmeyerek aciz kalırken, çok sorunlu ve tehlikeli bir bölge olan Gazze’yi kurtarmaya kalkması ve yaşanan istenmeyen olaylar karşısında çaresiz kalması Türk milletini derinden üzmektedir.
Bu saldırıların kabul edilmesi ve izahı mümkün değildir. Bu saldırılar karşılıksız kalmamalıdır. Türk devleti bir kez daha askerin başına çuval geçirme olayında olduğu gibi acz içine düşürülmemeli haysiyeti ve onuru ayaklar altına alınmamalıdır. Tüm dünya nezdinde Türk devleti ve Türk milleti bu ve benzeri olaylar yüzünden hiç hak etmediği bir duruma düşürülmüştür. Bunun sebebi devleti yönetenlerin devlet adamı gibi davranamamaları, ülkeyi iyi yönetememeleri ve öngörüsüz olmalından kaynaklanmaktadır. Bu olay karşısında Türkiye, büyük bir devlet gibi hareket ederse, onurunu nasıl kurtarması gerekirse, yapılan vahşet ve düşmanca saldırının hesabı nasıl sorulacaksa öyle davranmalıdır.
Sayın Başbakanın “Türkiye yeni yetme, köksüz bir devlet değildir. Bir kabile devleti hiç değildir. Kimse Türkiye nin sabrını test etmeye kalkmasın. Türkiye’nin dostluğu ne kadar kıymetliyse, düşmanlığında o kadar şiddetlidir. Türkiye’nin dostluğunu kaybetmek bile başlı başına bir bedeldir “ sözü Türkiye için söylenmiş çok doğru bir sözdür. Ancak Sayın Başbakan bu güne kadar ki uluslara arası ilişkilerde özellikle ABD, AB ve İsrail ilişkilerinde hiçte böyle davranamamıştır. Hiç değilse bu sefer bu söylemin gereği yerine getirilmeli ve kırılan Türk Milletinin onuru ve morali düzeltilmelidir.
Bu hükümetin dış politikada teslimiyetçi, çapsız ve çaresiz uygulamaları sonucu çok ağır bunalımlar yaşamaya mahkûm edilmiştir. 7,5 yıldır ülkeyi yönetenler ilk günden itibaren içte ve dışta takiyeci, göz boyayan ve yaşanan rezaletleri sineye çekmeye dayalı ilkesiz, seviyesiz, popülist, ayrımcı ve ötekileştiren politikaların ülkeyi getirdiği nokta Cumhuriyet Tarihinin en kötü ve en kritik bir başka ifade ile uçurumun kenarıdır.Son bir ayda 30’dan fazla şehit veren Türkiye Gazze’ye yapılan alçakça saldırılar karşısında, Hükümet tam bir bozgun halindedir, kamuoyu sadece Gazze’ye giden gemide ölenleri gündemine alırken bir günde verilen 7 şehit neredeyse hiç konuşulmamaktadır.
Senelerdir sayın Başbakana …………………………………..
Ülkenin kaynaklarının yabancılara peşkeş çekmeyin,
Ülkenin güvenliğini ABD ye teslim etmeyin,
Açılım dediğiniz ihanettir; içi boş bir aldatmacadır. Aldanmayın,
Teröristlerle devlet pazarlık etmez bunun sonu felakettir,
Kimlik üzerinden siyaset yamayın ülkeyi bölersiniz,
Halkı inanan inanmayan diye ayırmayın halkı ayrıştırırsınız,
Barzani ye Talabani ye güvenmeyin ihanet görürsünüz,
Mayınlı araziyi İsraillilere verecek yasal düzenlemeyi yapmayın, sınıra ihanet hancerini sokmayın,
AB bir aldatmacadır kanmayın,
BOP Türkiye’yi bölme planıdır inanmayın,
Dinler diyalogu - medeniyetler buluşması bir aldatmacadır aldanmayın diyenler, maalesef haklı çıkmıştır.
Evet, Türkiye büyük devlettir ama “at sahibine göre kişner “ atasözü bize Atatürk gibi bir devlet adamını hatırlatıyor. Lafla, kabadayılıkla devlet işleri yürümüyor. Devlet adamlığı ve Devleti yönetmek, diplomasi ister, liyakat ister, bilgi ister. Önce devlete, onun kurumlarına ve geleneklerine inanmayı gerektirir. Devlet adamı devletin kurumlarıyla ve diğer devlet başkanlarıyla kavgayı değil onlarla iyi dialoğu ve iyi yönetimi ve ülkenin menfaatlerini en üst düzeyde korumayı gerektirir
PKK kan dökmeye devam ediyor, İsrail Akdeniz’i kan gölüne çeviriyor, Türk kanı döküyor, Türk Hükümeti çaresiz. Bu büyük Türk Devletine ve Türk Milletine yakışmıyor.
Bu katliam sıradan mesajlarla tehditlerle geçiştirilecek, büyük elçilerin birkaç günlüğüne geri çekilecek, ucuz siyaset kabadayılığı ile çözülemeyecek kadar ciddi önemli ve unutulması mümkün olmayan bir olaydır. “Türkiye ile İsrail arasına kan girmiştir.” Hiçbir gerekçe bu olayları örtemeye yetmeyecek, Türk milleti bunu hesap hanesine yazacaktır. Türk milleti nutuklardan bıkmıştır. Artık bu olaylar karşısında özellikle PKK ve İsrail’den bu vahşetin ve katliamın hesabı sorulmalıdır. Akan Türk’ün kanıdır, bu kanı akıtanlar şunu çok iyi bilmelidir ki, bir gün o kan da mutlaka boğulacaklardır. Tarih bunun örnekleri ile doludur. " dedi.