Bu haber 13 Ağustos 2010, Cuma 16:12:32
eklenmiştir.
FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Bayraktar, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın FİSKOBİRLİK konusunda ilk kez bu kadar kararlı ve olumlu yaklaşım içerisinde gördüklerini söyledi.
Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Trabzon’da yaptıkları son görüşmelerini değerlendiren FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Bayraktar, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın FİSKOBİRLİK konusunda ilk kez bu kadar kararlı ve olumlu yaklaşım içerisinde gördüklerini söyledi.
Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Bayraktar, “Başbakan Erdoğan, FİSKOBİRLİK’in sorunlarının kesin çözülmesine yönelik Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker’e talimat verdi. İlk kez Başbakan’ın FİSKOBİRLİK konusunda bu kadar olumlu yaklaşımını gördük. Dolayısıyla bu da bizleri umutlandırmıştır. Şuanda da Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve FİSKOBİRLİK sorunlara yönelik çözüm arayışında çalışmalarını sürdürmektedir. FİSKOBİRLİK olarak bizim çözülmesini beklediğimiz tek sorun 84 milyon TL’lik borcumuzun ödenmesidir. Bu borcumuzun ödenmesi halinde FİSKOBİRLİK kendi ayakları üzerinde durabilecek ve piyasaya girebilecek durumdadır. Önümüzdeki en ciddi sorun borçlarımızdır. Genel itibarıyla FİSKOBİRLİK’in içinde olmadığı bir piyasanın üreticiye hiçbir faydası olamaz. Biz makul ölçülerde FİSKOBİRLİK’in piyasaya girmesini sağlayacak desteği sorunlarımızın çözümü olarak görmekteyiz. Şu aşamada da Başbakanımızın kesin talimatı doğrultusunda bunun sağlanacağı yönünde umudumuz bulunmaktadır” dedi.
STRATEJİK TARIM ÜRÜNÜMÜZ: FINDIK
Türkiye cumhuriyetinin dünyaya satabileceği en önemli ve hemen hemen tekel konumunda fındığı ne yazık ki yetiştirmeyi bilmiyoruz.
Yüzyıllardır Anadolulun özellikle Karadeniz ve Marmara bölgesinde ekinle fındık, günümüz dünya koşullarında üzerinde daha fazla durulması gereken bir üründür. Dünyanın başka bir ülkesinde tekel olabilecek noktada bir ürün yetişmiş olsaydı biz bu ürünü o ülkeden çok büyük paralar ödeyerek almak zorunda kalırdık. Bu durum bize Türkiye cumhuriyetinin geleceğini projelendirme alışkanlığı olmadığını hatırlatıyor.
Fındık isimli bitkiye değindiğinde ister istemez yönetsel erklere değinmeden veya dokunmadan geçemeyeceğiz.
Türkiye cumhuriyetinin 2010 tarihi itibariyle halen bir maden politikası bulunmamaktadır. Özellikle Taş Kömürü bakımından zengin rezervlere sahip olan ülkemizde Taş Kömürü politikası olmadığından Zonguldak ilimizde bulunan Taş Kömürü Kurumu her yıl ortalama 400 milyon TL Eski deyişle 400 Trilyon zarar ederek hazineden sübvanse edilmektedir. Bu rakam düşünen herkes için çok büyük bir rakamdır. Ancak ne yazık ki ülkeyi idare edenlerin beceriksizliği ve Türkiye cumhuriyetinin öncelikleri arasında olmayan kalkınma hamlelerinden dolayı netice hoşumuza gitmese de maalesef böyledir.
Halen ülkemizin Karadeniz bölgesi Giresun ve Gümüşhane de çok zengin Taş Kömürü rezervlerinin olduğu tahmin edilmektedir.
Fındıkta Taş Kömürüne benzer bir şekilde ihmal edilmiştir.
FINDIK ÜZERİNDEN DÜNYA TEKELLEŞMESİ
Yakın tarihimizde (2001) dünya tarımının büyük bir bölümünü elinde bulunduran ABD Trük hükümetini Bypass ederek, göndermiş olduğu bir Türkle beraber hükümeti ele geçirmiş ve hatta meclisi ele geçirerek bir dizi yasalar çıkarttırmıştır. Ülke tarımımız halen bu yasaların sıkıntısını yaşamaktadır. ABD nin valisi gibi Türk hükümetine atanan kişinin fındık üzerinde düşündüğü oyun ise vakit yetmediği için ertelenmiştir.
Türkiye ne hikmetse ABD nin müstemlekesi gibi, ABD den uzatılan her elin hiç düşünmeden kabul edildiği bir ülkedir. Bu düşüncemiz iktidarların değişmesiyle değişmemiştir.
ABD nin fındığımız üzerinde oynadığı oyunu bizim vatandaşlarımızı kullanarak yapması üzücü olanıdır. Çıkartılmak istenen fındık yasası fındığın yetiştirilmesi için herhangi bir iyileştirme getirmemekle beraber adeta siz yetiştirmeyin biz sizin zararınızı size para vererek önleriz politikası ile hareket edilmiştir. Ruhsatsız alanlar ya da tabusuz alanlardaki fındıkların sökülmesi ruhsatlı alanlardaki fındıkların sökülüp yeniden dikilmesi öngörülmekteydi.
Ülkesi için hiçbir proje üretemeyen yönetsel erkler ABD den uzatılan bu eli cazip görüp, tamam –Abi- dercesine işe koyulmuşlardır. 2001 de bitiremedikleri işi 2008 deki fındık krizi ile tekrar etmeye çalışmışlardır.
2001 de Hükümetin de üzerinde olan gönderilme valinin yapamadığını, 2008 de 6 yıldır Tarım bakanlığı yapan bir vatandaş üzerinden yapmaya çalışmışlardır. 2010 yılı itibariyle halen bu projenin yürürlükte olduğunu düşünüyorum.
FINDIK STRATEJİKTİR
2. Dünya savaşını yaşayan babalarımız ve ninelerimizin anlattıklarına göre Karadeniz bölgesinde gösteren açlık, fındığın değirmenler de öğütülerek yenmesiyle aşılmıştır. Hatta sadece içini değil set kabuğunu bile değirmenler de öğüterek Karadeniz insanı hayatta kalmayı başarmıştır. Ülkemizin Karadenizin den Marmara sına kadar çok geniş bir ekim alanı olan fındık, Türkiye cumhuriyetine döviz kazandırabilecek en büyük tarımsal üründür.
Fındıkla beraber ve fındık tarlalarının yanlarında veya evlerin yanı başlarında yetişen Karayemiş (taflan) bitkisi ise başlı başına bir şifa kaynağıdır. Yönetsel erklerin ve tarım müdürlüklerinin oturdukları koltuklardan iş için kalmaları halinde ülkemizin bu güzellikleri dünya piyasasında yerini alacaktır.
Değer üretmeyen bürokrasinin Yerine değer üretecek bürokratların gelmesi halinde Türkiye 200 milyon nüfusa bakacak bir zenginliğe sahip olacaktır. Anadolu’nun taşı toprağı şifa durumundadır.
Türkiye dünya genelinde sadece fındıkta tekel olabilmektedir. Hükümetlerin bu durumu görmezlikten gelme hakları yoktur. Karadeniz bölgesi başta olmak üzere Marmara’nın büyük bir bölümünde fındık yetişmektedir. Bu durum Türkiye için bir avantajdır. Türkiye bunu başarmalıdır.
Fındığın başına gelenlerin ilk başlangıç tarihi Başbakan Tansu ÇİLLER dönemine gelmektedir. 1993 yılında fındık alanları belirlenmiş ve bu belirlenen alanlarda söküm yapılması istenmektedir. Yani ABD Türkiye fındığının bitirilmesi talimatını 1993 de Tansu çiller ve İnönü ortaklığındaki hükümete vermiştir. Sonra ise 2001 de krizden sonra postmodern bir darbe ile ABD Türkiye ye bir vali atamış ve bu vali hükümetin tüm yetkilerini eline alarak bir takım yasalar çıkartmaya başlamış.
2001 de ABD tarafından Türkiye ye atanan vali ilk olarak bankalar yasasını çıkartmış. Sonra ise Türkiye nin başka sorunu yokmuşçasına tarımla ilgili yasaları çıkartmaya çalışmıştır. Hâlbuki Türkiye nin 2001 de Sağlık sorunu, sosyal güvenlik sorunu, adalet sorunu, gelir dağılımı sorunu, kamu yönetimi sorunu, eğitim sorunu, yani bugün iki sorun yasal düzenleme ile sonlandırılmıştır. Bunlar salık sorunu ile sosyal güvenlik sorunudur. Diğer sorunlar hala devam etmektedir. Bu sorunlar varken ABD nin atadığı vali tarımla ilgili yasları çıkartmaya çalışması düşündürücüdür. Pancar yasası, Buğday yasası çıkartıldı. Fındık yasası çıkartılacakken erken genel seçime gidilerek halkımız ABD nin atadığı valinin işine son verdi.
Ancak ABD bu işin peşini bırakmadı. 2008 de suni fındık krizi çıkartılarak üretici fındık ürettiğine bin pişman olması için çalışıldı. 1993 de ne yapılacağına karar verilen fındık için 2001 deki ABD nin valisi ne yapmaya çalıştıysa 2008 deki AKP hükümeti de aynı yolda yürümeye devam etti.
Bugün tarım ve hayvancılığımız ABD hegomenyası altına alınmış ve ölmeye devam etmektedir. Türkiye de ekilebilen alanların büyük bir hızla imara açılmaya devam etmesi, Hayvancılıkta bize dikta edilen üretim şekli hem sağlıklı değil hem de masraflı olanıdır.
Türkiye de hayvancılık “besi” hayvancılığıdır. Besi hayvancılığı hem maliyeti yüksek hem de sağlıksız olan yöntemdir. Olması gereken ise “mera” hayvancılığıdır. Mera hayvancılığında hayvanlar meraya yayılır ve kendileri yeşil ot otlayarak beslenirler. Bu tür hayvancılık maliyet yönünden çok düşük olduğu gibi sağlık açısından da oldukça sağlıklı olanıdır.
Örneğin: ABD nin teksas eyaletinde mera hayvancılığı yapılmaktadır. Dönüm başına bir büyük hayvan beslenir. Beş yüz dönüm arazı ağaçlandırma ve sulama sistemleri yapıldıktan sonra tam beş yüz büyükbaş hayvan bu alanda beslenir. Türkiye nin gerek doğu Anadolu gerekse güneydoğu Anadolu hatta iç Anadolu da bile teksas usulü yüzlerce üretim çiftliği kurabilecek alanlarımız mevcuttur.
Yönetsel erklerden ülkeyi yönetirken ülkemizin zenginliklerini yok etmeden yönetmelerini istemek her vatandaşın doğal hakkıdır. Fındığımızla, bademimizle, cevizimizle dünyanın en zengin ülkelerinden birisiyiz. Yok edilmeye çalışılan tarımımıza sahip çıkacak derecede kültürel gelişmeye ihtiyacımız var.
Ülkemizde birçok üretici tarım ve hayvancılığımıza vurulan bu prangadan haberleri yoktur. ABD nin bize önerdiği Ayçiçeği ve kanola ürünlerinden elde edilen sıvı yağların tüm dünya da yasaklanma durumları söz konusudur.
Fındık çok boyutlu bir stratejik bitkidir.
Tüm üreticilerin bu konuyu dikkate alacaklarına inanıyorum. Dikili tarlaların bir bölümünün sökülerek, yeniden dikilmesi ve Yeni dikilecek tarlalarında bu sistemle dikilmesi halinde süreç fındık üreticilerinin lehine ve ABD nin aleyhine gelişecektir.
HEDEF NEDİR?
ABD dünya hegomenyasını elinde bulunduran güç olarak Kendisi için tehlike gördüğü her alanda tedbir almaktadır. Türkiye de fındık konusunda sadece Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap verecek kadar fındık yetiştirilmesi halinde ABD elindeki kozlara fındık kozu adında bir koz daha ilave etmiş olacaktır.
Fındık kozumuzu ABD ye vererek Türkiye müstemleke ülkesi olmaya devam edecektir.
FINDIK ÜRETİCİSİNİN BİLGİ YETERSİZLİĞİ
Türkiye de fındık üreticilerinin fındık konusunda yeterli bilgilere sahip olmadıkları bilinmektedir. Hatta sadece fındık üreticileri değil fındık üreticilerinin oluşturmuş oldukları birliklerde de fındık hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır.
Bir defa halkımız şunu çok iyi bilmelidir. Uğraştığınız her iş hakkında bilgi sahibi olmakla sorumlusunuz. Yaratıcı insanların yeme içme gibi ihtiyaçlarına karışmadığı gibi yine insanların ekip biçme gibi konularına da karışmamaktadır. Dolayısıyla yaratıcı tarafından mükemmel bir bitki ile ödüllendirilen bu kitle neden bu bitki hakkında hiçbir bilimsel çalışma yapmaz.
Mikrobiyoloji uzmanlarına göre yakın bir gelecekte sıvı yap olarak zeytinyağı ve fındık yağı ve mısır yağının kalacağını diğer tüm sıvı yağların yasaklanabileceğini duyurmaktadırlar. Fındık yağı özellikle kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere yüksek tansiyon ve kolesterol gibi çağımızın baş belası hastalıkların da en iyi beslenme bitkisi olarak bilinmektedir.
Bununla beraber fındığın içerisindeki maddelerle hayatımızın vazgeçemeyeceği bir bitki olma özelliğindedir.
“Fındık pek çok özelliği ile bu gruptaki besinlerin tartışmasız kralıdır.”
Bu konudaki uzmanların verdiği bilgiler
1-Fındığın tekli doymamış yağ asidi muhtevası ceviz, badem ve fıstıktan daha zengindir. Bu özellik kalp hastalıklarından korunma açısından çok önemlidir. Fındıkta tekli (%77.7 oleik asit) ve çoklu doymamış yağ asitleri (%15 linoleik, %2 linolenik asit) toplam yağdan gelen enerjinin % 91`ni oluşturmaktadır. Aynı zamanda iyi bir enerji kaynağı olan fındığın 100 gramında 640 kalori vardır. Protein açısından zengin olup bitkisel kaynaklı diğer besinlerle kıyaslandığında protein kalitesi çok yüksektir. Bitkisel kaynaklı besinler içinde en fazla demir içereni fındıktır. Yarım avuç fındık yediğinizde günlük E vitamini gereksinmenizin tamamını almış olursunuz.
2-Damarlar içinde tıkanmaya neden olan plakların bir “enflamasyon” yani bir nevi mikropsuz iltihabi reaksiyon olduğunu biliyoruz. Yediğimiz bazı gıdaların vücuttaki enflamasyonu alevlendirici bazı gıdaların ise enflamasyonu söndürücü (antienflamatuar) rolü vardır. Aşağıdaki tablo fındığın kalp damar hastalıklarındaki antienflamatuar eşsiz gücünün kanıtıdır.
Antienflamatuar Güç (x)
Fındık ...............................437 (Çok etkili)
Badem................................276 (Orta etkili)
Antep fıstığı....................... 81 (Az etkili)
Ceviz............................... -158 (Olumsuz etki)
(X) Monica Reinagel, Inflammation Factor Rating System.
Kalbinden sorun olan veya kalp damar hastalığından korunmak isteyen herkesin düzenli olarak fındık yemesinde büyük yarar vardır. Genel olarak günlük tavsiye edilen miktar 40 gramdır. (Bir avuçtan biraz az.) Unutmamanız gereken husus şudur; fındık ve diğer kabuklu kuru yemişlerin kalorisi çok yüksektir, bu yüzden diğer besinleri azaltmazsanız kilo alırsınız.
Bu ülke bu topraklar bizim, bu insanlar bizim. Sahip çıkalım.”
Fındık üretiminin dünyada % 75 lik kısmı Türkiye’de gerçekleştirilirken, Türkiye’de de % 100’e yakın bir oranla Karadeniz Bölgesinde yetişmektedir. Bu oran Karadeniz Bölgesinde de % 54 oranında Orta Karadeniz Bölgesinde yetişmektedir. Orta Karadeniz içinde ele aldığımızda da yine ağırlıklı bir üretim alanının en başta (birbirine komşu) Ordu ve Giresun’da noktalandığı görülmektedir.
Kısaca hayli dar bir alanda noktalanan yerel bağlamda yetişen fındık ulusal hatta uluslar arası platformda iddialı bir tarım ürünüdür.
Hal bu olmasına rağmen uluslar arası platformda birinci sırada olmamızın yanında yerelde de bu denli güçlü kümelenen ürünümüzün borsası da tam tersine en ilgisiz bir coğrafyada yapılanmıştır.
Fındık borsasının Türkiye’de kurulmamış veya oluşmamış olması fiyat belirleme süreçlerinde olsun ürünün ikame pazarlama politikalarında olsun ihracat kotalarında olsun kendini ciddi anlamda göstermektedir.
Dünya çapında stratejik olan bu ürünümüzün borsasının bu güne kadar kurulmamış olması da gerek yerel otoriteleri gerek ulusal politika belirleyicileri bu konuda yapılması gerekenin yapılmaması noktasında töhmet altında bırakmaktadır.
Söz konusu ürünümüzle ilgili ortaya atılan Aflatoksin İddiaları da yer yer Karalama boyutuna varmış ve bu konuda borsanın ülkemizde bulunmaması dolayısıyla savunma ve etkili ve bilimsel tepkilerin verilmesi de desteksiz kalmıştır.
Yine böylesi stratejik öneme sahip ürünümüzün yetiştiği bölgenin insanları bu avantajdan ciddi olarak yararlanamamış durumdadır. Bu durum en başta söz konusu ürünün hammadde olarak belki de en iyi bakışla ara mamul madde olarak ihraç edilmesinden kaynaklanmaktadır.
Fındık fiyatları da bu seneye kadar maliyet ve satış tutarı bağlamında tatminkâr görülmemiştir. Tabii bunda geçen yılın rekoltesindeki düşüklükte etkilidir. Fındık üzerinde oynanan oyunlardan dolayı, alternatif başkaca geçim kaynakları olmayan Karadeniz, özellikle Doğu Karadeniz insanının sosyal dokusu zedelenecek ve bölge insanları zor durumda kalacaklardı. Yereldeki bu durum makro ölçekte bütün bir ulusa yansıyacaktı.
FINDIK ÜRETİMİ
Fındık, yedi önemli sert kabuklu meyve türü arasında yaklaşık %21 oranındaki payı ile dünya üretiminde ikinci sırada yer alması (Çizelge 1) ve 600.000 – 650.000 Ton arasında gerçekleşen tüketimiyle dünya ölçeğinde önemli, ekonomik bir üründür. Dünya fındık üretimi ve ihracatında Türkiye’nin lider ülke olması bu ürünün Ülkemiz için ne denli önemli olduğunu bir kat daha artırmaktadır. Türkiye’ye ilave olarak diğer önemli fındık üreticisi ülkeler ise, İtalya, ABD, İspanya, Gürcistan ve Azerbaycan’dır.
Tablo 1: Önemli sert kabuklu meyvelerin 2002 yılı verilerine göre dünya üretimi ve payları.
SERT ÇEKİRDEKLİ MEYVELER DÜNYA ÜRETİMİ (1000 T) PAYI(%)
Badem 1.320,0 33,7
Fındık 806,8 20,6
Ceviz 680,9 17,4
Mahun Cevizi 546,6 13,9
Antep Fıstığı 414,1 10,6
Pikan Cevizi 104,7 2,7
Macademinas 47,1 1,2
TOPLAM 3.920 100
Kaynak: The Cracker, Mayıs 2003
Dünyadaki üretim oranlarımız da yine yerel bağlamda noktalanan bu ürünümüzün uluslar arası bazdaki ağırlığını ortaya koymaktadır.
Tablo 2: Türkiye ve Dünyada fındık üretimi
YILLAR TÜRKİYE DİĞER ÜLKELER TOPLAM
1990 375.000 185.757 560.757
1991 380.000 206.229 586.229
1992 530.000 205.060 735.060
1993 300.000 179.013 479.013
1994 600.000 206.869 806.869
1995 435.000 206.902 641.902
1996 464.000 184.541 648.541
1997 470.000 203.922 673.922
1998 582.000 196.297 778.297
1999 546.000 241.260 787.260
2000 475.000 190.560 665.560
2001 570.000 210.835 780.835
2002 620.000 165.000 785.000
2003 450.000 170.000 620.000
2004 400.000 190.000 590.000
Kaynak: Fiskobirlik
Sağlık ve ekstra enerji deposu olan fındık ülkemizde genel olarak iki ana türde yetişmektedir. Bunlar Giresun Kalite ve Levant Kalite fındıklardır.
Giresun Kalite fındık, Giresun ilinin tamamında yetiştirilen tombul fındıklar ile az çok Giresun kalitesi özelliği taşıyan Trabzon ilinin Beşikdüzü, Vakfıkebir, Çarşıbaşı ve Akçaabat ilçelerinde yetiştirilen tombul fındıklardır. Dünyanın en üstün özellikli fındıklarıdır. Dünyadaki fındık çeşitleri içinde en yüksek oranda zar atan fındıktır.
Levant Kalite fındık ise, Giresun kalite fındığın üretim bölgesi dışında kalan bölgelerde üretilen tüm fındıklara verilen ortak isimdir. Yetiştirildiği yere göre Levant Akçakoca, Levant Ordu, Levant Trabzon ve Levant Samsun olarak isimlendirilen bu fındıklar Giresun kalite fındıklardan daha az yağ oranı içermesine rağmen diğer ülkelerde yetiştirilen fındıklardan genellikle daha yüksek yağ oranına sahip olup, tat bakımından da üstün niteliktedirler.
Kabuklu fındıklar ise, yuvarlak, sivri badem fındıklar olarak gruplanır. İç fındıklar ise üç standart olarak gruplandırılır. Bu standartlar çap ölçüsüne göre yapılır. İşlenmiş fındıklar ise beyazlatılmış, kavrulmuş, kıyılmış, dilinmiş, öğütülmüş, ezilmiş, pürelenmiş, yağda kavrulmuş işlenmiş fındıklar olarak gruplanmaktadır.
Türk fındıkları genellikle Ağustos başı ile Ağustos sonu arasında, bahçenin bulunduğu yerin yüksekliğine göre olgunlaşır. Hasat şekli ise dallardan tek tek toplanarak yapılandır. Fındığın en zahmetli işçiliği bahçeden toplanması aşamasıdır.
Fındık üretiminin dünyada % 75 lik kısmı Türkiye’de gerçekleştirilirken, Türkiye’de de % 100’e yakın bir oranla Karadeniz Bölgesinde yetişmektedir. Bu oran Karadeniz Bölgesinde de % 54 oranında Orta Karadeniz Bölgesinde yetişmektedir.
Kısaca hayli dar bir alanda noktalanan yerel bağlamda yetişen fındık ulusal ve özellikle de uluslar arası platformda iddialı bir tarım ürünüdür.
Tablo 3: Fındık üretiminin illere göre dağılımı.
İLLER ALANI (2004 Yılı) ÜRETİMİ (*)
Hektar % Ton %
Sakarya 80.100 14,0 87.255 16,1
Düzce 66.200 11,6 88.895 16,4
Zonguldak 17.200 3,0 14.980 2,8
Bartın 6.100 1,1 2.820 0,5
Samsun 62.700 5,0 46.180 8,5
Ordu 175.000 30,6 142.870 26,3
Giresun 102.600 17,9 96.250 17,7
Trabzon 55.700 9,7 59.265 10,9
Rize 1.900 0,3 1.430 0,3
Artvin 4.500 0,8 3.055 0,6
G.TOPLAM 572.000 100,0 543.000 100,0
Kaynak: Fiskobirlik (*): 1994-2003 yılları ortalaması
FINDIK ALANLARININ DİKİMİ VE SÖKÜMÜ ÜZERİNE
Fındık dikimiyle ilgili olarak, 1993 yılında 93/3985 sayılı Karar ile fındık üretimine izin verilecek alanlar belirlenmiş ve belirlenen alanların dışında fındık bahçesi tesis edilmesi ve yenilenmesi yasaklanmıştır. Bu düzenlemenin dışında fındık alanlarının sökümüyle ilgili bir düzenleme yoktur. Fındık üretimine izin verilen alanların dışında yapılan dikimlerin sökümüyle ilgili bir habere de rastlanılmamıştır.
Bölgemizde yapılan çoğu toplantı konferans ve panelde fındık üretim alanlarının sökülerek alternatif ürünler dikilmesi konuşulmaktadır.
Dünya çapında tekel olduğumuz stratejik ürünümüz olan fındığın ekim alanlarının daraltılması bahçelerin sökülmesi bunun konuşulması görülmesi içler acısı bir durumdur. Fındık sökümünün lafının edilmesi bu topraklarda yaşayan ve bu topraklara karşı vefa duyan insanları son derece rahatsız etmektedir. Diğer ülkeler fındık dikim alanlarını artırmaktayken bizde sökülmesinin konuşulmasını takdirlerinize bırakıyorum. Yalnız yeni üretim alanlarının açılması konusunda belki tarım bakanlığı disiplinli davranabilir. Karadeniz bölgemizin dışında fındık yetiştirilmesini ülke gündeminden çıkarabilir. Malum olduğu üzere fındığın yetişeceği en doğal iklim ve toprak özelliği Karadeniz bölgemizdedir. Doğayı da fazlaca zorlamamak gerekmektedir. Bu noktada üreticilerimizin de duyarlı ve hassas olmaları gerekmektedir. Zira lütfedilmiş hakların kıymeti yeterince bilinmemektedir. Özgürlüğün verilmeyip alındığı gibi bu alanda herkesin kendi ürününe sahip çıkması kaçınılmazdır.
FINDIK VE AFLATOKSİN
Fiskobirliğin, Tarım ve Kredi Kooperatiflerinin, Ticaret Odaları ve Borsaların üreticilerin kaliteli fındık üretmesi amacıyla düzenli olarak bilgilendirme çalışmaları yapmaları gerekmektedir. Üreticilerimiz de eğer bu uyarılara özenle dikkat ederse, Avrupalının fındığımız için öne sürdüğü aflatoksin bahanesini ortadan kaldırmış oluruz. Yani ürünümüze ayıp çıkarmalarına fırsat verilmemelidir. Aflatoksin ortaya çıkarmamak için üreticiler iklimi yakından takip edip harmanlama aşamalarını hassas olarak yapmaları gerekmektedir. Zira bu ürün bizim yüz akımızdır.
Dile getirilen başlıklar çerçevesinde konunun çok daha geniş platformlarda ele alınması ve farklı yönleriyle irdelenmesi gerekmektedir.
Fındık pazarında etkili bir yer edinebilmemiz fındığın rantından yararlanabilmemizi gerektirmemektedir
Sürdürülebilir ve Karlı Fındık Yetiştiriciliği Projesi`
Bilgilendirme toplantısında konuşan Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, üreticinin fındık konusunda, güvenilir bilgiye aç ve istekli olduğunu söyledi
FINDIK DİKİMİ
Türkiye ölçeğinde fındık dikimi yüzyıllar öncesinin geleneğine göre yapılmaktadır. Fındık dikimi ile başlayan yetiştiricilik söküm ile son bulmaktadır. Bu süreç yetiştiriciyi memnun edebilmesi için gerekli şartlar yerine getirilmelidir.
Dikime Şöyle Başlanmalıdır
Düz araziler için tarlanın ağaç yetiştirme geleneği biliniyorsa ve tarlada ağaçlar fazla büyüme gösteriyorsa 1,5 metrelik bir daire kazılır. Her daire arası 4 metre olacak şekilde kazılacak dairelerin kenarlarına belirli Aralıklarla 8 adet fide yerleştirilir.
Arazi yamaç ise yapılacak iş araziyi yamaca paralel 1-metre genişliğinde boydan boya kanal kazılır. Bu kanal, su tutması için de arka tarafı öne göre daha aşağı da tutulur. Kazılan bu kanalın yamaç tarafına belirli aralıklarla fideler dikilir. En az iki yıl fidenin tam dibine kazma vurulmaz. Diğer tafralar küçük kazmalarla kazılabilir.
Fındık fidesi 4 yıl gibi bir zamanda üretime geçecek (dal) olma durumuna gelir. Eskiyen dalları kesmeden önce aynı dalın yerine gelebilecek bir sağlam fide yetiştirilir. Eskiyen dalı kesince, kestiğimiz dalın kazma ile kökünü de çıkartmalıyız. Yani dalların kökleri belirli bir noktada kümeleşmemesi için dalları ileri geri, sağa sola doğru ilerletmeliyiz. Kesinlikle kestiğimiz dalın kökünü de çıkartmalıyız.
Dalın Kökünü Almazsak
Kestiğimiz dalın kökünü kazma ve küçük nacak baltası ile yerinden almazsak, bugün Türk fındık yetiştiricilerinin geldiği noktadan ileri gidemeyiz. Dal kökleşme ile beraber hantal bir duruma dönüşecek ve fındık üretiminde, ocak (kaful) da düşüşler olacaktır. Kümeleşmiş kökün içerisine yerleşecek olan fındık kurtları fındığın gelişmesi aşamasında kökleri kemirdiğinden dallarda yeterlilik gösteremeyecek olan fındık, olgunlaşmadan yere dökülecektir. Özellikle Ağustos ayı başlarında görülen dökülmenin nedeni fındık köklerindeki kurtlardır.
Bundan dolayıdır ki yetiştirici kestiği dalın kökünü mutlaka çıkartmalıdır. Bu şekilde yapacağımız üreticilikte fındık sökümü ifadesi de son bulacaktır. Bir- iki kişinin kaldıramayacağı fındık kökleri de tarih olacaktır.
Dalın Boyu
Fındık fidesi dal olduğunda boyu ortalama 2,5- 3 metreye kadar ulaşır. Tabii bu arazilerin verimine göre değişir. Eğer arazi verimli ise dalın boyu 3 metreye ulaşınca dalın uç kısmı kesilir. Verimli olmayan arazilerde arazinin durumuna göre 2,5 metre veya daha verimsiz ise 2 metreye ulaştığında dalın uç kısmı kesilir. Dalın uç kısmının kesilmesiyle dal yanlara büyüyecek ve daha zengin ve verimli hale gelecektir.
Bu tür dal yetiştirme de rüzgârların dal üzerindeki olumsuz etkileri de azami ölçüde düşecektir.
Fındık Toplama Zamanı ve Şekli
Fındık her yılın Eylül ayından önce toplanmamalıdır. Türkiye de fındık toplama zamanı bilimsel ölçütlerde değildir. Gerek fındık üreticileri, gerek üretici kuruluşları ve gerekse Tarım bakanlığı bu konuda cezai müeyyideler oluşturmalıdır.
Ağustos ayında toplanan fındık öncelikle randıman açısından son derece kayıptır. Üretici fındığı erken topladığında fındığı randıman tutmayacak ve eline az para geçecektir. Fındık Ağustos ayında randımanını tamamlayacağından erken toplanması halinde ise düşük randıman da üretim gerçekleşmiş olacaktır.
Fındığın Ağustos ayında toplanması sadece randıman açısından değil İhracatta yaşanan “aflatoksin” maddesi açısından da sıkıntı meydan getirecektir. Erken toplanan fındık henüz kabuğunu doldurma işi tamamlanmadığından ve de yetişme gerçekleşmediğinden kuruma noktasında ve saklama noktasında “aflatoksin” madde bulunduracağı kesindir. Bu maddeyi bahane ederek fındığımızı almayanlara bizler bilimden uzak bir şekilde ve sadece siyasi hezeyanlarla kızmaktayız. Hâlbuki bu madde insan sağlığı açısından oldukça Zaralı bir maddedir.
İhracat sırasındaki bu durumun üstesinden gelebilmek için de yine bilimden uzak öneriler gelmektedir.
Mesela: Fındığımızı işleyerek satalım denmektedir. Sanki fındığı işlediğiniz zaman bu madde içerisinde olmayacaktır. Fındığı işleyerek satmanın elbette ki yararları vardır ama bu yararlar sağlık açısından değildir. Fındığı işleyerek satarsan, işlemek için kurulacak kuruluşlar (fabrika) da insanlarımız istihdam edileceği için işsizlik açısından faydası vardır. Fındığı “aflatoksin” zararlı maddesinden kurtarmak için fındığın Eylül ayında toplanması şarttır.
Toplama İşlemi
Fındık kesinlikle silkelenerek toplanmalıdır. Fındık dalını eğerek toplama işlemi fındık üretimi açısından son derece zararlı ve aynı oranda da yetiştirici açısından rantabilize değildir.
İtalya ve İspanya gibi ülkelerde fındık tarlalarının altları betonlama yapılmaktadır. Bu şekilde silkelenerek toplanan fındıkların toplanması daha kolay olmaktadır. Ancak ben şahsen doğal ortamı bozma taraftarı değilim. Yamaçlarda fındık dikiminde 1 metre genişliğinde ki kanalın temiz olması halinde düzlükler dede yerlerin temiz olması halinde fındığımızı çok rahat toplayacağız kanısındayım. Hatta silkelenerek yapılacak toplama işi sadece silkeleyecek olan kişi için zahmetli olacaktır. Fındığı yerden toplama işi ise çocukların bile yapabilecekleri iş olacaktır.
Fındık dal eğilerek toplandığında, dalın damarlarının çatlaması sonucu gelecek yıl bu dal da ya da bu ocak (kaful) da fındık oldukça az olacaktır. Çünkü damarları çatladığından bir yıl gibi bir süre kendi damarını tamirle geçecek ve üretici için oldukça sıkıntı olacaktır.
Dal eğerek veya dalın üstüne çıkarak yapılan toplamalarda Fındık dallarında ki tahriş ve kırılmalardan dolayı tarla zayiat verecektir. Bir fındık dalının ortalama 8 yılda olgunlaştığını düşünürsek bu toplama sistemi üreticiye oldukça pahalıya mal olmaktadır.
Budama İşlemi
Fındık budama işlemi aslında en kolay olan işlemler arasındadır. Baştan beri dikimi ve yetiştirilmesi ortak aklın ürünü olan tarlalarda budama işlemi oldukça kolay bir bölüm olarak karşımıza çıkar. Dikkat edilmesi gerekenler burada da aynıdır. Dalların kesilmeleri halinde eski dalın kökleriyle beraber sökülmesi gerekir. Fındık dibi fidelerin de sökülerek kaldırılması gerekmektedir.
Fındık dibi fidelerden eğer eskimeye yüz tutan dal varsa onun yerine bir tane bırakılır diğer fideler kökleriyle beraber sökülerek çıkartılır.
Dallarda ki budama ise normal ölçülerde gerektiği şekilde yapılır.
Kurutma İşlemi
Fındığın en son işlemi ise kurutma işlemidir. Eğer fındık yukarıda bahsetmiş olduğum şartlarda yetiştirilirse o zaman fındığın kurutma işi kolaylaşacaktır.
Ülkemizin en çok yağmur alan bölgelerinde yetişen fındık ürünü, kurutma açısından son derece sıkıntılarla karşılaşmaktadır. İyi derece de kuruyamayan fındığın “aflatoksin” maddesi taşıyacağı kesindir.
Fındık toplama işlemi Eylül ayında yapılmaya başlandığında fındığın daha çabuk kuruduğu görülecektir. Çünkü kabuğunu tamamen dolduran fındık, zaten dalında oldukça iyi noktaya gelmiştir. Bu noktada ki fındığın kurutma işlemi çok daha kolaylaşacaktır.
Tüm bunlara rağmen fındık birlikleri ve tarım bakanlığı dünya da tekel olabilecek tek ürünümüz olan fındığa hizmeti görev kabul ederek çok basit bir kurulumu olan modern kurutma evleri kurulabilir.
Mesela: Fındık üretilen yerlerin birçoğunda çay ürünü de üretilmektedir. Çay ambarları modern fındık kurutma ambarlarına dönüşebilir. Üstelik çay ambarları fındık kurutma işleminin yapıldığı aylarda boş olmaktadır. Ambar içerisine kurulacak sistemle beraber Ambar sadece çay ambarı olma özelliği olmayacak aynı oranda kurutma ambarı da olacaktır. Yani iki işlevli bir ambar olacaktır.
Ayrıca bu sistem apartmanların bodrum katlarında çok kolayca yapılabilecek bir sistemdir. Yeter ki yönetsel erkler ülkemizin bu zenginliklerini yok etme anlayışında olmasın.
Fındık üreticileri ve bölge insanı bu bilgileri mutlaka tarlalarında uygulamalıdırlar. Burada en büyük sıkıntı fındık toplama zamanıdır. Yönetsel erklerden bu zamanın yeniden gözden geçirilerek ağustos ayında fındık toplanması işinin yasaklanmasıdır.
Yönetsel erkler 93/3985 sayılı kararı kaldırarak fındık ekimi işine daha çok ve daha iyi bir şekilde devam edilmelidir. Unutulmamalıdır ki fındık gelecekte özellikle sıvı yağ üretimi için en önemli bitki durumuna gelecektir. Fındık yağı hafifliği ile ve yanmaması ile diğer yağlardan oldukça üstün bir yere sahiptir.
Kalp damar hastalıkları ve özellikle yüksek tansiyonun tek ilacı fındık yağıdır.
Yönetsel erklerin fındık meselesini ABD güdümünden çıkartarak fındık üzerinde akademik çalışmalar yaptırması ve fındığın gıda sektörüne fındığı daha fazla girmesi gerekmektedir. Dünya fındığının % 70 ine yakınını üreten ülkemizde halen akademik boyutta bir çalışma olmaması, üniversitelerimizin bu toplumun zenginliklerini zenginleştirme çalışması yapmadıklarının delilidir.
Başta Karadeniz olmak üzere Marmara ve Trakya nın Karadeniz sahillerinde fındık yetişmektedir. Marmara bölgesinde Kocaeli ve Yalova da son derece iyi fındık yetişmektedir.
Yönetsel erklerin yeniden düşünerek fındık gibi potansiyel bir ve aynı zamanda ülkemizin çok büyük bir bölümüne gelir sağlayacak bir ürünün ABD nin istekleri doğrultusunda heba edilmesi üzücüdür. Bugüne kadar fındık ile ilgili telkinler sadece sökünüz biz siz parasal olarak yardım ederiz denmiştir. Ya da alternatif ürün peşinde koşulmuştur. İlk kez bizim yaptığımız çalışmalar neticesinde fındığın Dikim, bakımı, toplanması ve kurutulması ile ilgili bilgiler üreticiye sunulmuştur. Aynı bilgileri Tarım bakanlığına da bildirmiş ve gerekli çalışmaların yapılmasını istemiş bulunmaktayım.
Fındık üreticilerimizin çalışmalarına büyük bir azimle devam etmelerini önemsiyor ve fındığımız üzerinde oynana oyunlara fırsat vermeyeceğimizi bir kez daha ilgililere duyururuz.
Saygılarımla Mart 2010
Ahmet Abdurrezzak BABOLİ
TRABZON/KÖPRÜBAŞI