Sık Kullanılanlara Ekle Anasayfam Yap Sitene Ekle İletişim Rss
Künye
 
 
 
 
Darbeciler Yargılansın

Darbeciler Yargılansın

  Bu yazı 21 Temmuz 2010, Çarşamba 09:38:23 eklenmiştir. 1673 kez okunmuştur.
Yazar : A.Nusret ÇAVUŞOĞLU
Darbeciler Yargılansın


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Zalim olsa ne rütbe bi perva
Yine bünyad-ı zulmü biz yıkarız
Merkez-i hake atsalar bizi
Küre-i arzı patlatır çıkarız


Herhalde Amazon kabileleri dahil, dünyanın hiçbir yerinde bizim memleketimizde bina edilmiş bir muhalefet anlayışı gibi anlayış yoktur. Bizim muhalefete göre; iktidar asla doğru iş yapmaz! “Beyaz dediğine kara, kara dediğine beyaz” demeyi muhalefet sayıyorlar. Bu huy CHP’nin karakteristik özelliği, bunu biliyoruz. Hani hatırlarsınız; Erdal İnönü iktidardayken bile arada iktidarda olduğunu unutup muhalefet gibi konuşurdu. Etrafından ikaz edildiğinde de toparlamaya çalışırdı.CHP özellikle İnönü devrinin başlamasıyla sürekli milli-manevi değerlere düşman bir politika takip etmiştir. Bu sebeple bu gün de, özgürlükçü bir anayasa değişikliğine “hayır” demesi normaldir. Çünkü, sürekli cunta ve cuntacılarla dirsek temasında olmuş ve iktidara gelişini cuntacılara borçlanmıstır. O “hayır” diyerek bedel ödemek zorunda!
Peki, MHP’ye ne oluyor, neden “yüz bin kere hayır” diyor.

Bazı meselelerde neyse de, darbe anayasasının değiştirilmesi gayretine “hayır” demenin mantığını gerçekten anlamıyorum. CHP her zaman bildiğimiz gibi yüzde yetmişe yakın seçmenini, “bu parti bana dedemden, babamdan kaldı” diyen insanlar oluşturuyor. Hal böyle olunca da, “Parti yönetimi ne yaparsa doğrudur” düsturuyla hareket etmeyi daha salim bir yol olarak görürler, sonuçla fazla ilgilenmezler. Bunlar cüzi nispette de olsa diğer partilerde de var. Beyinlerini kiraya vermiş bu insanlara kızmıyor, onları es geçiyorum.

Ama bir gurup var ki, bu memleketi Allah onların şerrinden korusun. Vatanın ve insanımızın zarar göreceğini bile bile inadında ısrar edenler. Bu sadece masumane bir inat değil, menfaatleri uğruna memlekette işlerin ters gitmesini arzu etmek, bundan nemalanma hayali kurmak…

Öyle insanlar tanıyorum ki; “biraz daha asker vurulsun da bu hükümet defolsun gitsin” diyecek kadar gözünü hırs bürümüş…

Konumuz referandum,

Bir çoğumuz 12 eylül darbesini hatırlıyoruz. Kenan Evren denen adama, “ihtilali neden daha erken yapmadınız” sorulduğunda “netekim şartları olgunlaştırmamız gerekiyordu” diye cevap vermişti. Darbe öncesi dönemi bilenler iyi bilir “olgunlaşacak şartlar” nelerdi. Daha çok kargaşa, daha çok insan öldürme ve öldürtme!

Her şey aklıma yatıyor da, Devlet Bahçeli’nin sırf muhalefet olsun diye, “yüz bin kere hayır” demesi ve bazı Marksistlerin inatlarının vicdanlarına galebe çalmasına aklım yatmıyor.

Bilmiyorum, bu gün MHP’den milletvekili olanların kaçının babası, kardeşi, çocuğu veya bir yakını Kenan efendi ve arkadaşlarının 12 eylül öncesi katliamlarında hayatını kaybetti. Oktay Vural’ın dolaylı da olsa bu harekete ödediği bir bedel var mı?

Eğer 12 eylül öncesinde öldürülenlerden, hapse atılanlardan, dul ve yetim kalanlardan ve dahası idam edilenlerden biri onların babası, kardeşi kısaca yakını olsaydı yine de “yüz bin kere hayır” diyebilirler miydi?

Yoksa demek zorundalar mı? Yöneticileri de yönetenler mi var?…
Ümit Özdağ’ı, Ümit Zileli’yle, Devlet Bahçeli şahsında MHP’yi, CHP, PKK ve İP’le kanka yapan hangi güçtür? Bu nasıl bir güçtür ki, MHP’ye bütün geçmişini unutturuyor. Uzun yıllar içerde yatmış Muhlis AYDIN ağabeyimizin MAMAK HATIRALARI isimli bir kitabı var. Kitapta, askerlerin Ülkücü ve Marksistlere ayırmaksızın nasıl zulmettikleri, idamların nasıl olduğu yazılı…

Ali Bülent ORKAN’ın akli dengesi bozulmuştu. İdam için sağlıklı olması gerekiyordu. Ama şu an MHP’nin yönetiminin (Bahçeli’nin yönetimde bir varlığının olabileceğine inanmıyorum) cansiperane savunduğu, Kenan efendinin “bunları asmayalım da besleyelim mi raporu, boşverin asın gitsin) emriyle idam edilmişti. Yeri gelmişken burada bir şey söylemek istiyorum. İhtilal 12 Eylül 1980, ilk idam 8 Ekim 1980, Mustafa Pehlivanoğlu 25 gün gibi kısa bir sürede yargılanıp (!) “asmayalım da besleyelim mi” kaidesi gereğince idam edilmiş…

Ben şuna inanıyorum. Gerçek ülkücüler ve Marksistler referanduma “evet” diyecekler, demelidirler de! Yoksa kendilerini inkar etmiş olurlar. Ben 1991’den bu yana hiçbir partiye rey vermiyorum. Ama referanduma gideceğim. Çünkü, yapılan zulmün cezasız kalmasını istemiyorum. Eminim bu memleketin gerçek sahipleri de siyasi bir çıkar gözetmeden bu “diktatörlükten kurtulup özgürlüğe bir kapı aralama” hareketine “evet” diyecekler. Bu siyasi bir manevra değil, siyaset üstü bir kalkışmadır. İktidar partisinin bir çok icraatını beğenmediğim halde, bütün riskleri göz önüne alarak bu kalkışmayı başlatanlara –hesapları ne olursa olsun- destek vereceğim. Bunu, Türk insanı için yapılacak en büyük özgürlük hareketi olarak görüyorum. Yapılmış ve yapılmakta olan katliamların ve adaletsizliklerin hesabı sorulacak! Cunta hareketinin içinde olanlardan ve dolaylı da olsa ondan nemalananlardan başka kim “hayır” diyebilir ki!

HSYK, Anayasa Mahkemesi, çocuk hakları, fişlenme, YAŞ karalarının yargıya açılması gibi maddeler de oylanacak! Elbette bunlar da çok önemli! “sen beni seç ben de seni” usulü ile hareket eden “yüksek yargı”nın ideolojik yapılanması sona erdirilecek! Bu Türkiye için bir devrim olacak. Diğer bir deyişle; “artık adalet yerini bulacak”

Yolsuzluk yapan, ihanet eden herkes hesap vermelidir, askerler de…
Düşünün bir albay, Amerika’da okuyan kızına bir milyon dolar harçlık (!) gönderiyor. Yurt dışında milyon dolarlık villalara sahip olanlar var. Kimse hesap soramıyor. Çünkü, kendilerini sahiplerimiz, bizi de köle olarak görüyorlar.
“Çok PKK’lı vuruluyor, düşürün şu Heronları” bunu PKK’lı biri söylemiyor. Türk ordusunun bir üsteğmeni Yarbay’a söylüyor. Peki yarbay ne diyor “sen ihanet içindesin, ne biçim konuşuyorsun” demiyor. “bir çaresine bakacağız” diyor.

“Bütün ordu böyledir” demiyoruz. Aklımızdan bile geçmez…
Ama bunları içinden temizlemesi gerekmez mi? Millete karşı bu insanların şahsında güveni sarsılmıyor mu?

Referandumla milletimize arz edilecek bu maddelerin Türkiye’nin önünü açacağına, yapılmış ve yapılmakta olan haksız uygulamaları önemli ölçüde bitireceğine inanıyorum. Bunların hepsi doğru ve yapılmalı. Ama gelmiş geçmiş bütün darbecilerin, diktatör bozuntularının yargılanması ve cezalarının verilmesi bambaşka bir şey! Yıllardır bunun hasretiyle yaşıyorum.

Kanımızı emen, canımızı alan, insanlarımızı hapislerde süründüren, idam sehpalarına taşıyan, dul ve yetim bırakan bu güruh geç de olsa cezasız kalmayacak. O günü bekliyorum hem de sabırsızlıkla! Davanın çilesini çekmiş, bedel ödemiş insanların (maneviyatçı, maddeci) mutlaka bu zulme dur diyeceklerine inanıyorum.

Ülkücü hareketten oldukça uzaklaşmış, hatta ilgisi kalmamış MHP’nin “hayır” demesi çok normal! Hatta parti yönetiminden bazılarının “derin bağlantılar” içinde olduğu iddialarını da düşünürsek şaşırmamak gerekir.

Vakit gazetesinin “Dandi Kemal” dediği, SSK genel müdürlüğü döneminde yüzlerce PKK’lıyı işe aldığı ve müdürlük döneminde bir çok Pkk militanının yeşil kartla tedavi edildiği kuvvetle muhtemel olan, Kılıçdaroğlu’nun “ hayır” demesi de normal! Çünkü O, kendi ifadesiyle; “Dersim”li ve bu milletten alacağı bir intikamı var…

Bu anayasa değişikliğinin memleketimiz için hayırlı olmasını ve devamının gelmesini temenni ediyor ve Cennet mekan Akif’in şu muhteşem sözleriyle bitiriyorum…

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem

Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam
Hele hak namına, haksızlığa, ölsem tapamam!
Fiemanillah


Diigo Diigo Digg Digg Newsvine Newsvine Technorati Technorati
Del.icio.us Del.icio.us Facebook Facebook Reddit Reddit Jumptags Jumptags
Simpy Simpy StumbleUpon StumbleUpon Slashdot Slashdot Propeller Propeller
Furl Furl Yahoo Yahoo BlinklistBlinklist Google Google
 
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE! Tüm Yorumlar( 18 )
Mustafa AYDIN
Saptamalar ve saplantılar
Hocama derin saygılarımı sunuyorum,hocamın uyarısı ile yazısını yeniden tekrar okudum,hiçbir taassup altına girmeden okudum,yazısında siyasi olarak CHP,MHP,İP isim verilerek eleştirilmekte yöneticileride açıklamalarıda aktarılmaktadır. Hocam kısa kısa analizler yapıyorum affınıza sığınarak; Bir diğerinin yazısına yanlış diyerek bu ülke özgürleşmez, Kendi bakış açısının özgürleşmesini isteyenler diğerleri için maraz üretirler. Özgürleşmek nefsidir,geleneksel yapıdan geldiğimiz için ancak kendi özgürlüğümüzü düşündüğümüzden aslında hiç birimiz özgürlükçü değiliz. Özgürlük eğitimde,bilimde,kültürde olursa aslı mecrasında kalır,siyasi oyunlarla olan özgürlük yönetenlerin özgürlüğünden ileri gidemez. Bu ülkede özgürlüğün önündeki en büyük engel 12 eylülün büyük çocuğu YÖK’tür,idaresi kendine yakın görülen birine geçtiği için özgürleşmiş sayılmıştır hocamın özgürleşme ile deyimlerinde YÖK ismi bir sefer bile geçmemiştir. Referandumdan sonra ilk özgürlüğünü kaybeden Sayın BEKİR COŞKUN olmuştur,muhalif ses olduğu için gazetenin sahibi baskı görmemek için kibarca işine son vermiştir.Şahsım olarakta artık doğru bildiklerimin değil hocamın bu yanlış dediği yanlış gördüklerimin yanında özgürleşme rantının yanında yer alacağım. Darbeciler gözü ile bakmanın bir pencereside siyasi darbecilerdir hani şu A4 kağıdı kullananlar,bu yapıyı rehabilite etmeden özgürlük sözlükteki yerinden dışarı çıkmaz.Darbeciler yargılansın derken siyasi organizasyonun darbecilerini kasıt altına almadınız. Referandumdan sonra özgürleşmenin ilk meyvesini sanırım imralıdaki cani alacak,birileri AB katılım protokolünün imzalandığı toplantı dönüşü Ankara’da havai fişekle kutlama yapmışlardı,şimdide aynı gösteriyi yaparlar özgürlüğün tadını çıkarma adına.. Hocam yazınızda SSK genel müdürlüğü döneminde yüzlerce pkklıyı işe aldığı ibareniz var,peki bunlar pkklı ise devlet memuru yada işçisi ise yakalansın adalete teslim edilsin,böyle bir cümleyi kullanmanız fanatikliktir,fanatik düşünceler baskı altındadır özgürleşemez,ancak özgür olduklarını düşünürler.Farklı bir siyasiye ‘dandi Kemal’diyerek küçümseyerek aşığılayarak gelecek olan özgürlük ancak nefsinize hükmeder. Hocam sizin yazınız 12 Eylül 1980 darbesi ile hesaplaşma ve intikam duyguları dolu fanatikleri açasından oldukça beğenebilen bir yazı ancak özgürlük muhtevası içermiyor.Cereyan eden mevzulara yaşadıklarınızla ve hissiyatınızla baktığınız sürece sizden farklı düşünenlere yanlış diyebilirsiniz. Bu ülkede adalet isteyenler öncelikle Habur’da kurulan çadır mahkemelerini ve kararlarını değerlendirmelidir,Haburu görmezden gelenler adalet adına hiçbir şey beklemeyen yandaş düzenin tetikçileridir. Önümüzdeki dönemin güzelliklerle dolu olmasını temenni ediyorum,sağlık ve esenlikler diliyorum.
Ayser
HAYIR ZİHNİYETİ
Tarafı önemli değil, en uçtaki ırkçının bile “30 bin vatan evladı” diye için için sahiplendiği ölülerimiz, hala bu milletin üzerine milliyetçilik pisliğini bulaştırmak isteyen beyinsizlere en büyük silledir!
Nusret Çavuşoğlu
Mustafa Bey'e
Muhterem Mustafa Bey, şahsıma yapılan ince dokunuşlar hariç demokrasi ve parti içi antidemoktatik tesbitlerinize katılıyorum. Beni tanıyanlar "Partili" olmadığımı bilirler. "Rüzgarlı" teşbihlerinizi de kabul etmiyorum. Benim siyasi bir çıkarım yok. Olaya da bir partili gözüyle değil -ki asla değilim- sadece darbecilerin yargılanması zaviyesinden baktım. Ülkemizin bazı özgürlükleri elde edebileceği kanaatini taşıyorum. Bu benim şahsi görüşüm. Ben filan parti demokrat diğerleri antidemokrat diye bir iddiada da bulunmadım. Çünkü ben hiçbir partiye oy vermiyor, sandığa da gitmiyorum. Meseleyi parti olarak ele alıyor ve benim iktidar partisi tarafı olduğumu tasavvur ediyorsunuz. Bu yanlış! Eğer bu konudaki kanaatinizi değiştirirseniz yazıya daha farklı bir gözle bakacağınızı düşünüyorum. Hürmet ve Muhabbetlerimle
Mustafa AYDIN
CEVAPLARA CEVAPLAR
Sayın hocamın yazdığım yazı üzerinde dönemin Adana savcısı Sacit Kayasu’nun açıklamalarından örneklediğim sözlerime alınganlık ibareleri koyarak kişiselleştirmesini uygun bulmuyorum.Hocam şahsınızın 12 eylüllerle yaptığınız mücadeleyi kast edip sorgulamak haddim değildir genel toplumumuzun bakış açısını değerlendirdim.Yazdığım yazı itibari ile ve başlıklada kısaca belirttiğim gibi popülist yaklaşımlardan bahsetmiştim.Rüzgarın estiği yöne doğru tavır olmak yada taraf olmak herkesin söylediğini söylemek herhangi bir fark üretmiyor aksine sıradanlaşıyor fikirler ve düşünceler. Hocamdan beklerdim ki; kimsenin bahsetmediği farklı bakış açılarından sentezlerle ‘darbeciler yargılansın’başlıklı yazısını nakşetmesini. Bir örnekle demokrasi darbecilerini özetleyebilirim. Örneğide her seferinde demokrasi yıldızıyım diye ortalıkta kuyruklu yıldızlık yapan partiden vereceğim,iktidar partisinden tabi ki;hemde Trabzon il başkanlığından Türkiyedeki demokrasinin nasıl kılcal damarlarından bir sisteme değil kişilere bağlı olduğunu gösteren bir anlayıştır. Yaklaşık bir yıl önce iktidar partisinin Trabzon il başkanlığı kongresi yapıldı,kongre sonucunda genel merkezlerinin desteklemediği lakin Trabzon delagasyonun iradesinin tecelli etmesi ile il başkanlığı görevine seçilen sayın başkan ve yönetimi 2-3 gibi kısa bir süre sonra genel merkezin yarım sayfa A4 yazısı ile görevden alınmıştır ve yerine kendilerince olumlu buldukları bir başka sayın başkanı ve yönetim kurulunu atamışlardır.(Örneği Trabzon’dan ve iktidar partisinden vermekle beraber bu tarz ülkemizin her vilayetinde ve siyasal organizasyonlarında böyledir.)Sonuç olarak Trabzon delegasyonun iradesi demokratik eğilimi ile seçilenler kim tarafından darbe ile alaşağı edildi,ülkemizin en büyük demokrasi havarisi olduğunu iddaa eden siyasal organizasyonun kararları ile, Siyasi sonuç olarak ülkemizdeki siyasi yapı liderin başkanın kanaatlerinden çıkmadıktan sonra,hukukun kuralların işleyişi kişiler tarafından tayin edildikçe ülkemizdeki demokrasi yarım sayfa A4 kağıdının alacağı yazı kadardır,sayın başbakana bunu düzeltelim diye söylediklerinde istikrar için gerekli diyor.Çünkü ona rağmen bir il başkanı seçilirse bir faks ile görevden alabilme gücünü bırakmak istemiyor buda bir çeşit darbedir, Aslında darbelere karşı değiliz eğer darbe kendi tarafımızdan gelirse istiyoruz rakip olarak gördüklerimizden gelirse istemiyoruz,bu ülkenin demokraside,insan hak ve hürriyetleri anlayışıda budur. Hocama ve katılımcılara saygılarımı sunuyorum,yeni dönemde güzellikler diliyorum.
Nusret Çavuşoğlu
ZAMANAŞIMI
Aziz Yaser kardeşim, hukukçu arkadaşınıza şimdi arz edeceğim paragrafı okursanız onun da görüşünün değişeceği kanaatindeyim. "Zamanaşımı süresinin başlayabilmesi, her şeyden önce zamanaşımının mahiyetinin bir gereği olarak, bu haklardan hukuken yararlanabilme, söz konusu hukuki yolları işletebilme yollarının hukuken açık olmasına bağlıdır. Şayet zamanaşımına tabi bazı hukuki yollara başvurma kanalları Anayasal hükümlerle mutlak manada kapatılmışsa, bu dönem içerisinde zamanaşımı süresinin başlayarak işlediğini ileri sürmenin, zamanaşımı kurumunun mahiyet ve tabiatı ile bağdaşırlığı bulunmamaktadır." Yani darbecilerin yargılanması anayasada bir madde ile engellenmişse süreç başlamamış demektir. O zaman da zamanaşımı diye bir şey söz konusu olamaz. Yukarıdaki paragrafı, 25 Agustos tarihli Zaman gazetesinin Yorum bölümünde Adnan Küçük'ün yazısından alıntıladım. Daha geniş bilgi için aşağıda vereceğim linkten yazının tamamı okunabilir. Hürmet ve Muhabbetlerimle http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1019767&title=yorum-adnan-kucuk-12-eylulculer-icin-zamanasimi-neden-yoktur

    YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!   Tüm Yorumlar( 18 )
Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

Diğer A.Nusret ÇAVUŞOĞLU Yazıları
 
 
Rüyaymış Meğer – Kıs
DÖNERDERE KÖYÜ-VAN
ŞENOL HOCANIN TFF KO
EĞAPOSE-Apolas Lermi
KERBELA VAKASI
ULAŞ YAMAN
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
Diger anketlerimiz için tıklayın...


© Copyright 2009 Haberci61
Sitemizde bulunan haberler kaynak gösterilmeden alınamaz.
Haberlerin Her Hakkı Yayıncıya Aittir.
Yazılım : Gazi Soft